Ana Sayfa Öğrenci Otomasyon Formlar Yönetmelik Ders Katalogu Akademik Takvim Ana Bilim Dalları
 Ana Bilim Dalı Sayfası
 Projeleri
 Uygulamaya Yönelik İmkanlar
 Araştırmaya Yönelik Donanımlar
 Öğretim Üyeleri
 Programları
 Tezler
 Tezlerden Yapılan Yayınlar
 Seminer

Giriş Sayfası Yap Sık Kullanılanlara Ekle İletişim
 Ip...........:10.1.15.121
 Aktif......:
Google :: siteiçi :: arama
  » Halk Sağlığı (Programları)
Yüksel Lisans

 

Özet

Bu çalışmada menopoz dönemindeki kadınların menopoza bağlı sağlık yakınmaları, menopoza giriş nedenleri ve ortalama menopoz yaşları ve bunlara etki eden faktörler ile HRT (Hormon Replasman Tedavisi) kullanma durumları incelenmiştir.

            Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine menopoz nedeni ile başvuran 297 kadın araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Kadınların % 51.9’u postmenopozal dönemde, % 48’i ise premenopozal dönemde olduğu saptandı. Menopoza giriş nedenleri incelendiğinde kadınların % 49.5’i doğal, % 28.3’ü cerrahi, % 3.7’si ise ruhsal travma sonucu menopoza girdiği bulundu. Doğal olarak menopoza girenlerin menopoz yaş ortalaması 46.5 yaş olarak saptandı. Sigara kullanımı ve menarş yaşı ile menopoza giriş yaşı arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptandı. Sigara kullananların 1.9 yıl daha erken menopoza girdikleri ve menarş yaşı küçüldükçe menopoza giriş yaş ortalaması büyümekte idi. OKS kullanımı, gebelik sayısı ve adet düzeni ile menopoza giriş yaşı arasında anlamlı ilişki olmadığı saptandı. Premenopozal ve postmenopozal dönemde en sık rastlanan yakınmalar; ateş basması-terleme-üşüme ve sinirlilik-anksiyete ve ajitasyon şikayetleri idi. Ev hanımı olan kadınların yakınmalarının çalışan ve emekli olan kadınlardan daha yoğun olduğu bulundu. Araştırma grubundaki, kadınların % 64.3’ünün HRT kullanmadığı, % 35.7’sinin kullanıyor olduğu ve HRT kullanımının menopozal yakınmaları önemli ölçüde iyileştirdiği saptandı.

 

Anahtar sözcükler: Klimakteryum, Menstrüasyonun kesilmesi, Osteoporoz, Östrojen, Sıcak Basması

 

 

Abstract

This study performed among women at menopause examined health complaints related to the menopause, factors initiating the menopause, the mean age for menopause and affecting factors, in addition to hormone-replacement-therapy (HRT) usage status.The study covered 297 women attending the Gynecology and Obstetrics Polyclinic of Çukurova University's Medical Faculty Hospital, with complaints of menopause. While 51.9% of women were at post-menopausal period, 48.0% were at pre-menopausal period. The menopause was initiated by natural causes (49.5%), causes (28.3%) and by psychological trauma (3.7%). The mean age for natural menopausal initiation was found to be 46.5. Smoking and menarche age were found to statistically alter the menopausal initiation age. Smokers were found to start menopause 1.9 years earlier and the mean menopausal initiation age was found to be higher with the decrease in the menarche age. The use of oral contraceptives, the frequency of pregnancies and the menstrual patterns were found not to alter statistically the menopausal starting age. The use of oral contraceptives, the frequency of pregnancies and the menstrual patterns were found not to alter statistically the menopausal starting age. The most frequent complaints in pre and post-menopausal period were found to be hot-flushes-sweating-cold feeling, irritability-anxiety and agitation. The complaints were observed more frequently among house-wives in relation to working or retired women. The 64.3 % of women studied had no history of HRT. The 35.7 were fount to be on HRT with a lower frequency of menopausal complaint.

 

 

Key Words: Cessation of menstruation, Climacterium, Estrogen, Hot-flushes, Osteoporosis.


 

 

Özet   

Bu çalışmada 15-49 yaşındaki evli kadınların üniversite hastanesine başvurularından önce I. Basamak sağlık hizmetlerini kullanma durumu ve etkileyen faktörler incelenmiştir.

Ç.Ü. Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran 15-49 yaşında 500 evli kadın araştırma grubunu oluşturmuştur. Kadınların yaş ortalaması 32.2 ± 0.4’dü. kadınların % 76.6’sının emekli sandığına bağlı olduğu saptandı. Kadınların % 85.0’i şehirde oturmaktaydı. Kadınların % 76.0’sının sağlık ocağına başvurduğu görüldü.

        Kadınların % 91.8’inin sağlık ocağında hangi hizmetlerin verildiğini bildikleri  saptandı. Sağlık ocağına giden kadınların % 92.1’inin hangi hizmetlerin verildiğini bildiği, sağlık ocağına gitmeyen kadınların % 90.8’inin bildikleri saptandı. Kadınların bulundukları yerde sağlık ocağı bulunması beyanı ile, sağlık ocağına müracaatları arasındaki  fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sağlık ocağına giden kadınların   % 95.2’sinin poliklinik hizmetini doktordan, % 63.5’inin aile planlaması hizmetini doktordan, % 69.0’unun sağlık eğitimini doktordan, % 51.6’sının aşılama hizmetini hemşireden, almak istedikleri saptandı. Kadınların sağlık ocağı çalışanlarından beklentilerinin % 86.4 ile (ilgi, güven, güleryüz, açıklayıcı bilgi)’nin tamamını bekledikleri saptandı. Kadınların son 3 ay içinde % 35.7’sinin üniversite hastanesine müracaat ettikleri saptandı. Kadınların eğitim durumları ile son 3 ay içinde müracaat ettikleri kurum arasında istatistiksel anlamda bir fark olmadığı saptandı.

       Kadınların % 71.4’ünü bu şikayetleri için daha önce sağlık ocağına başvuranlar ve üniversitede uzman doktor olduğu için üniversiteyi tercih edenler oluşturmaktadır.

 

Anahtar sözcükler: 15-49 Yaş Evli Kadınlar, Sosyal Güvence, III.Basamak Sağlık Hizmeti, Temel Sağlık Hizmeti.

 

 

 

 

 

Abstract

In this study usage of primary health care status of 15-49 years old women before application to the University Hospital and effecting factors were examined.

            The study group consisted of 500 married women in the age range of 15 to 49 years applying to the Obstetrics and Gynecology Clinic of Balcalı Hospital in Çukurova University’s Medical Faculty. The mean age was found to be 32.2 ± 0.4 among the women 76.6 % were vovered by the Fund For The Retired, and 85.0 % were resident at the city center. The application rate to the primary health care units (PHCU) was found to be 76.0 %.The services provided at PHCUs  were familiar to 91.8 % of women included in the study. This percentage was 92.1 % and 90.8 % for women attending PHCUs and those not attending, respectively.  The presence of a PHCU in the residence area caused statistically significant difference at the application rates to PHCU. The women attendig PHCUs selected the physician for the provider of polyclinic  services (95.2 %), of family planning services (63.5 %) and of health education (69.0 %), while the nurse was selected by 51.6 % of women as provider of vaccination services. In case of application to the PHCU, interest, confidence, friendly approach, explanation were expected in a whole by 86.4 % of women.A total of  35.7 % of women had attended to the Universty Hospital in the last 3 months, while educational status did not effect statistically the choice of health institution attended in the last 3 months.

            It was found that 71.4 % of women, preferring the University Hospital for their complaints due to te presence of a specialized physician had previously attended to the PHCU with the same complaints.

 

Key words:  Married  15-49 Years Old Women, Social Insurance, Primary Health Care, Tertiary Health Care, Basic Health Services.

 

 

Özet   

Bu araştırma ile Adana Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi Acil Servisine başvuran 202 kaza olgusunun epidemiyolojik özellikleri, önceden hazırlanan veri formunun yüzyüze görüşülmesi sonrasında değerlendirilerek sunuldu.

            Kaza olgularının yaş ortalamasının 27.8 ± 1.3 olduğu, % 81.2’sinin erkek, % 18.8’inin kadın, % 51.0’ının bekar, % 48.0’ının evli, % 50.0’ının okur yazar veya ilkokul mezunu,          % 54.5’inin sigortalı çalışan olduğu saptandı. Bu kazazedelerinin bulgularına göre % 30.7’sinin trafik kazası, % 26.7’sinin iş kazası, % 23.3’ünün ev kazasına uğradığı, kazaların % 46.5’inin 8.01-1200 saatleri arasında olduğu, kaza geçirenlerin % 50.0’sinin 15 dakikadan daha uzun sürede (16-30 dakika) hastaneye getirildiği, trafik kazalarının % 27.4’ünün Cumartesi-Pazar, tüm kazaların % 20.8’inin Cuma günü olduğu, kazaların % 78.7’sinin şehir içinde, % 21.3’ünün şehir dışında,

%63.4’ünün dikkatsizlik sonucunda oluştuğu, kazazedelerin %46.5’inin ailelerince hastaneye getirildiği, iş kazası ve ev kazası geçirenlerde açık yaralanma trafik kazası geçirenlerde ise kapalı yaralanmalar oluştuğu, kazazedenin % 87.6’sına tetanoz aşısı uygulandığı, % 32.2’sinin üst ekstremite yaralanmasına maruz kaldığı belirlendi. Kazazedelerin % 61.9’unun ayaktan, % 33.1’inin yatırılarak, % 5.0’ının da sevk edildiği ve bunlardan % 59.4’ünün iyileştiği % 38.6’sının geçici iş göremezlik, % 2.0’ının daimi iş göremezlik raporu aldığı saptandı.

            Üretken çağdaki insanlarımızı hedef alan kazalarda dikkatsizlik ve eğitimsizlik ön planda gelmektedir. Bu konuda eğitimlere ve kazalar ile ilgili epidemiyolojik çalışmalara ağırlık verilmesi sağlanmalıdır.

 

Anahtar Sözcükler: Kaza, Yaralanma, Acil Servis, Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi.

 

 

 

 

Abstract

            This research investigated epidemiological characteristics of  202 accident cases applying to the Emergency Room of Adana Social Insurance Association Hospital. The data were collected using questionnaires  filled by face to face interviews.

            The mean age of accident cases was found to be 27.8 ± 1.3, with male to female ratio of 81.2 % to 18.8. While 51.0 % were found to be single, 48.0 % were married. Literate or primary school graduates cousisted 50.0 % of cases. The insured workers held a percentage of 54.5. The distribution of accident types were found to be as follows: traffic accidents (30.7 %), work accidents (26.7 %), home accidents (21.3 %). The 46.5 % of accidents had happened between 801-12.00.  The 50.0 % of accident victims were transported to a hospital in a period of time longer than 15 minutes (16-30 minutes). While the majority (27.4 %) of traffic accidents had occured on Saturday and Sunday, the 20.8 % of all accidents occured on Fridays, with 78.7     % occuring in urban areas, 21.3 % occuring in rural areas,  63.4 % due to carelessness. The 46.5 % cases were transported by their families, the work accidents and home accidents were open wounds ant the traffic accidents were blund trauma. The 87.6 % of accident cases had received tetanus vaccines, 32.2 % had upper extremity injuries. The 38.1 % of cases were hospitalized, 59.4 % were cured, 38.6 % were reported as temporary and 2.0 % as permanent physically disable.

            Carelessness and lack of education come to the fore in accidents injuring people at productive ages. Education and epidemiological studies related to accidents should be emphasized.

 

Key Words: Accident, Injury, Emergency Room, Social Insurance, Association Hospital

 

Bu çalışma, Ç.U Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na bağlı Doğankent S.E.A bölgesindeki Doğankent ve Havutlu köylerinde yasayan 7 14 yas grubu çocuklarda kan basıncı ve epidemiyolojisinin araştırılması için yapılmıştır.

Çalışmamız Doğankent ve Havutlu köyünden tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen seçilen 504 çocuk 240 anne babadan oluşan toplam 74 kişide yürütüldü.  Araştırılanlara anket formu uygulandı anket formu il toplanan veriler bilgisayarda değerlendirildi.

Araştırmamızda çocukların boy ve ağırlıkları ile kan basınçları arasındaki korelasyonlar (rbd=0.15,   rbs=0.20    p<0.01,    rad=0.19, ras =0.24 ,  p<0.01)    pozitif ve önemli bulundu.

Kan basıncı normal çocukların annelerinin %57.7'si,    kan basıncı yüksek olan çocukların annelerinin ise %69.3"ünün hipertansiyona neden olabilecek (iç yağı, tereyağı, katı bitkisel yağ, karışık yağ ) kullandığı saptandı.

Diastolik kan basıncı yüksek çocukların annelerinin tuzlu yemek yapma alışkanlığının daha fazla olduğu bulundu.

Babaların annelerden daha fazla sigara içtikleri,  kan basıncı yüksek çocukların babalarında sigara içme alışkanlığının daha fazla ve aradaki farkın önemli (p<0.05) olduğu bulundu.

Diastolik kan basıncı normal çocukların; %24'ünün anne veya babalarından birisinin diastolik kan basıncı yüksek, diastolik kan basıncı yüksek çocukların ise,  %34'ünün anne veya babalarından birisinin,  %5.7'inde ise her iki anne ve babanın diastolik kan basıncının yüksek olduğu bulundu fark istatistiksel olarak önemli idi.

Sistolik kan basıncı normal çocukların; %18.4'ünün anne veya babalarından birisinin sistolik  kan basıncı yüksek çocukları ise %20.8’nin anne veya babasından birisinin, %3.7'inde ise her iki anne ve babanın sistolik kan basıncının yüksek olduğu bulundu ve fakat fark istatistiksel olarak önemli değildi.

Sonuç olarak; anne ve/veya babadan birisinin yüksek kan basıncına sahip olduğunun belirlenmesi durumunda, ailenin hipertansiyon yönünden taranmasının yararlı olduğu kanısındayız.

Doktora

 

Özet

 

Araştırma Havutlu Sağlık Ocağı Bölgesinde okul öncesi dönemdeki Çocukların büyüme gelişme durumunun saptanması ve bunu etkileme olasılığı olan faktörlerle ilişkisini belirlemek amacı ile yapıldı.

Araştırmaya Havutlu Sağlık Ocağı Bölgesinde yaşayan okul öncesi dönemdeki 357 çocuğun tümünün alınması hedeflendi. Katılma hızı % 97.5 olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın veri toplama bölümü kasım 1996-Mart 1997 tarihleri arasında tamamlandı.

Araştırmaya alınan çocukların boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Dünya .Sağlık örgütü' nün önerdiği , National Center for Health Statistics tarafından tanımlanan ve Center for Disease Control tarafındanda onaylanan uluslararası referans grup ile karşılaştırma yapıldı. Parazit tetkikleri % 10 formolin içeren kullanılmış ilaç ,flakonlarına konan dışkı örnekleri ve seloteypli lam örneklerinin mikroskopik incelenmesi ile yapıldı. İdrar tetkikleri idrar analiz çubuklarıyla gerçekleştirildi. Anemi varlığının saptanması için hematokrit ölçümleri yapıldı.

Araştırmaya alınan çocukların ağırlık ve boy ölçümlerinin referans populasyon ile karşılaştırılması sonucu: Yaşa göre ağırlık ölçütüne göre % 8.2 düşük kilolu, yaşa göre boy ölçütüne göre %16.0 kısa boylu ve boya göre ağırlık ölçütüne göre % 2.0 zayıf çocuk saptandı.

Çocukların hematokrit ölçümlerine göre % 6.6 sının anemik, % 43.7 sinin hematokritinin ise normal sınırlar içinde fakat ortalama değerin altında olduğu saptandı. Yaş grupları arasında hematokrit değerleri açısından çok anlamlı bir fark saptandı.

Çocuklarda yapılan idrar tetkiklerinin sonucuna göre % 30.1 oranında idrar yolu infeksiyonu saptandı. Kız ve erkek çocuklar arasında belirgin bir fark saptandı. Parazit tetkiklerinin sonucunda; çocukların % 32.5  inin dışkısında parazit saptandı. Seloteypli lam sonucuna göre %18.4 çocukta Qksiyur saptandı. Her iki tetkik sonucuna göre çocukların % 41.5 i parazitliydi.

 

Anahtar  sözcükler: Anemi, Beslenme, İdrar yolu enfeksiyonu, Malnutrisyon, Parazitoz.

 

 

 

 

 

 

 

Abstract

 

The study has been performed to determine the status of gromving-up of the preschool age children at Havutlu Health Center Region and the effect of influencing factors

It was aimed to include in the study all of 357 preschool age children living at Havutlu Health Center Region. A partieipation rate of 97.5% was achieved The data callection phase of the study was completed between November 1996 arıd March 1997.

The heights and body weights of children were measured A comparison with international reference group which has been confırmed by the Center for Disease Control and determined by National Center for Health Statistics and recommended by World Health Organisation has been performed ,Stool samples collected in used drug flacons fılled with a formaline solution of 10% and seoteh-tape slide samples were microscopically analysed for parasitic determination. Urinalyses were performed using urine- test sticks. Haematocrit measurement were performed to detect any possible anemia.

When compared to the reference population 8.2% of study population resulted enderweighted for weight for age measurement, l6.0% resulted stunted for height for age measurement and 2.0% resulted wasting for weight for height measurement.

Haematocrit measurements revealed that 6.6% of children were anemic and 43.7% presented with values under mean values although between normal ranges Haematocrit values were signifıcantly different among age groups.Urinalyses of children revealed presence af urinary tract infection with a frequency of 30.1 % and the frequencies were signifıcantly different among sex groups.Parasitic analyses revealed presence of parasite in 32.5% of stool samples. The frequency of oxiuriasis was found to be 18.4% according to scotch tape slide analyses. When the results of  both analyses were combined, parasite presence was observed in 41.5% of children..

 

Keywords : Anemia, Malnutrition, Nutrition, Parasitosis, Urinary tract infection.

 

 

Özet

 

Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de en önemli sağlık sorunlarından birisi DM'dir. Bu sorunun ülkemizdeki varlığı ve büyüklüğünü belirlemek için çalışmalar 1959'dan bugüne devam etmektedir.

Bu çalışma da DM'G olan hastaların fazla sayıda olduğu düşünülen Adana i6 Karataş İlçesine bağlı Yemişli Köyü'nde DM prevalansını saptamak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 15 yaş ve üzeri nüfusun tamamı dahil edildi. Belirlenen 320 kişiden köyde doğup büyüdüğü için 268'i (°/"83.7), çalışmaya alındı.

Araştırmaya alınanların 158'i (°/"59), kadın 110'u (%41) erkekti. Her birey önceden hazırlanmış bilgi formu ile sorgulandı ve fizik muayeneleri yapıldı. VKİ obezite tayini için hesaplandı. AKŞ ölçüldü. AKŞ 95-139mg/dl ölçülenlere ve önceden DM teşhisi konmamış olanlara OGTT yapıldı. OGTT sonuçları NDDG'nin (Nationxl Diabetes Data Group) kriterlerine göre yorumlandı. AKŞ 140mg/dl ve üzerinde ölçülenler DM'li kabul edildi. Daha önce DM'li olan 39 kişi, AKŞ 140 ve üzerinde çıkan 4 kişi ve OGTT sonucu DM olarak yorumlanan 7 kişi saptandı. Böylece 33'ü kadın (%66) , 17'si erkek (%34) olmak üzere toplam SO kişi (°/"18.7) DM'li idi. DM'lilerin ortalama yaşı 55±12.5 idi. Bunların %86'sı 45 yaş ve üzeri gruplarda yer alıyordu. Ailesinde diyabet öyküsü bulunanların sayısı 38 (%76) idi. VKİ ortalaması kadınlarda 29.3±5.4 erkeklerde 27.6±4 idi ve bu değerler her iki cins için alınan normal değerlerin üzerindeydi. DM'li 34 kişinin (%68) obez gruba girdiği saptandı. Diyastolik ve sistolik kan basıncı normal populasyona göre DM'lillerde yüksek bulundu (sırasıyla p=0.002, p=0.001 ).

Sonuç olarak kapalı toplum yapısı içerisinde yaşanan Yemişli Köyü'nde beslenme alışkanlığı, genetik geçiş gibi DM etyolojisinde yer alan faktörlerin bu prevalansı olumsuz etkilediğine inanıyoruz.

 

Anahtar sözcükler: Diyabetes Mellitus, Genetik geçiş, Obezite, Prevalans

 

 

Abstract

 

Diabet~ Mellitus (DM) is one of the most important health problems in Turkey as well as in the world. Many researchs-to determine the importance of tbis problem have been done from 1959 until today. The aim of this study was to determine the prevalence of DM in Yemişli Village, Karataş, Adana where DM was thought to be common awarding to out-patient data of the regional health center.

All inhabitants in the village aged 15 years and over (n=320) were included in the study. The data of 268 people (83.7°/") who were born and grew up in this village were used for statistical analyses. Out of 268 eases, 158 (59.0%) were females and I10 (41.0%) were males. A standart questionnarrie was filled out and a eomplete physical examination was done for each induvidual. Body mass index (BMI) was calculated for diagnosis of obesity. Fasting blood glucose (FBG) level was measured. An oral glucose tolerance test (OGTT) was perPormed for cases whose blood glucose level were between 95-139 mg/dl and were not diagnosed as diabetic previously. OGTT results were evaluated according to the criteria of the National Diabetes Data Group. Four cases with a FBG level of 140 mgJdl and over were accepted as diabetic. There were 39 cases who were previously diagnosed as diabetic and seven additional cases were acepted as diabetic according to OGTT results. So a total of 50 cases (18.7%) were diagnosed as diabetic. The mean age of diabetic patients was 55±12 years, 33 (66%) being female and 17 (34°f°) male. The diabetic patients aged 45 years and over, consisted 86% of the diabetic group . The family history öf DM was positive in 38 (76"/0) of diabetic cases. The mean BMI was 29.3±5.4 for females and 27.6±4 for males. Both of the values of BMI were exceeding the normal values given for gender. Thirty four diabetic cases (68°/") were found to be obese. Both mean diastolic and systolic blood pressures were higher in diabetic cases compared with the values of normal population (p=0.002 and p-0.001 respectively).

In eonclusion; we believed that genetic factors and feeding habits may play an important role in the etiology of DM in population living in Yemişli Village.

 

Key words: Diabetes Mellitus, genetic factors, obesitiy, prevalence


 

.

 © Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü